İsmail Sivri Sokak, No: 3 D: 3 Bostanlı, İZMİR

Okul Fobisi

Çoğu çocuk sabah erkenden kalkıp okula gitme fikrinden hoşlanmaz. Beş dakika daha uyumak için anne babalarıyla pazarlık yapar. Bu kadarı normal, sağlıklı tepkidir. Bu çocuklar eninde sonunda kalkar ve okul için hazırlanırlar.

Ancak bazı çocuklar bundan biraz daha fazlasını yaşarlar. Sabah kalkarken değil bir gece önceden ertesi gün okula gidecek olmanın kaygısını yaşamaya başlarlar. Birtakım fizyolojik semptomlar da bu kaygıya eşlik eder. Baş ağrısı, mide ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetlerle yanınıza gelip okula gidemeyeceklerini söylerler. Evde kalmasına izin verildiği anda bu semptomları ortadan kaybolur. Bu durumda anne babaları tarafından rol yapmakla suçlanırlar. Oysa durum o kadar basit değil. Çocuğunuz her okul günü bu şekilde aşrı kaygı yaşıyor ve birtakım fiziksel semptomlardan şikayet ediyorsa, okula giderken yol boyu ağlıyor, okul kapısına gitmemekte direniyorsa, çocuğunuz okul fobisi yaşıyordur.

ANNE-BABANIN OKUL FOBİSİNDEKİ ROLÜ

Okul fobisi özellikle anaokuluna ve ilkokula yeni başlayan çocuklarda daha sık görülür. Anne babalarda görülen aşağıdaki özelikler, çocuğun okul fobisi geliştirmesinde büyük rol oynar:

  • Anne babanın aşırı koruyucu, kontrolcü tutum ve davranışları olması – Çocuk böyle bir anne babaya sahipse kendi başına karar almayı, kendi sorumluluğunu taşımayı öğrenemez. Evde her adımı anne babası tarafından gözetlenip eleştirilir. Okula gittiğinde, ona talimat verecek anne babası yanında olmayacağı için çocuk bocalar, ne yapacağını şaşırır ve adım atmaya korkar.
  • Anne babanın çocuğun kendilerine bağlı/bağımlı olmasını istemeleri ve ona göre davranmaları – Bu anne babalar, her işi çocuk yerine kendileri yaparlar. Kıyafetlerini giydirir, yemeğini yedirir, yorulmasın diye kucaklarında taşırlar. Çocuk, birey olmayı öğrenemez. Okula gittiğinde “tek başına” kalacağını ve hiçbir ihtiyacını gideremeyeceği korkusu yaşar.
  • Anne babanın aşırı kaygılı olmaları – Anne babadan biri veya ikisi yapı olarak aşırı kaygılı olduklarında, bu kygıları hayatlarının tüm alanlarında tedirginlik yaşamalarına neden olur. yeni deneyimlere kapalı, sürekli diken üstünde olan anne baba, çocuklarına hayatın tehlikeli olduğuna dair örtük bir mesaj vermiş olurlar. Bu mesajı alan çocuk, anne babasının korumasından uzakta, tek başına kalacağı okul ortamını bir tehdit, tehlike olarak algılar.

Anne babanın bu özellikleri dışında, eve yeni kardeş gelmesi, yeni bir eve/mahaleye taşınarak okul değiştirme, okulda akran zorbalığı görme gibi diğer bazı etkenler de daha önce okula sıkıntı yaşamadan gitmekte olan bir çocuğun sene ortasında birdenbire okul fobisi geliştirmesine neden olabilir.

Okul Fobisinin Çözümü

Fobi yaşıyor diye çocuğu okuldan almak, problemi çözmez, sadece erteler. Uzun süre okuldan ayrı tutamayacağınız için günü gelip okula gitmesi gerektiğinde aynı sıkıntıyı tekrar yaşarsınız. Zaten okul fobisinde esas sorun okulla değil, çocuğun iç dünyasıyla ilgilidir. Bu da annenin çocukla kurmuş olduğu bağa, anne babanın çocukla olan iletişimlerine ve çocuğun bireyleşme sürecinde anne babanın verdikleri tepkilere (aşırı koruyucu, aşırı kaygılı anne baba yapıları bireyselleşmenin önünde engel oluştutur) bağlı olarak gelişim gösteren bir süreçtir.  Kendine güvenmeyen, anne babası tarafından keşif becerisi kısıtlanmış, dış dünyaya çıkmaya hazır hissetmeyen, dışarının tehlikelerle dolu olduğunu düşünen çocuğun, okulu da tehdit olarak algılaması çok olasıdır.

Bu nedenle, çocuğunuzun fobi yaşadığını düşünüyorsanız aile yaşantınızı, anne-çocuk, baba-çocuk, anne-baba iletişimlerinizi gözden geçirmenizde fayda var. Okul fobisi nadiren sadece çocukla ilgili bir problemdir. Genelde aile içi iletişim ve anne babanın çocuğa olan davranışlarıyla ilgili bir problem görüyoruz. Çocuğunuza karşı biraz esnek olmaya, konuştuğu zaman onu dinlemeye özen göstermeniz gerekir. Okula gittiği zaman anne babasına ya da kendisine bir şey olacağı gibi bir korkusu varsa onu bu konuda rahatlatmaya çalışın. Her gün okul çıkışında bir araya geleceğinizi, birbirinize gününüzü anlatacağınızı, onu gün içinde çok özlediğinizi söyleyin.  Onu unutacağınız, onu istemediğiniz için okula gönderdiğiniz gibi inançları varsa, onu bu konuda bilgilendirin. Okuldaki öğretmenleriyle ve varsa okul rehberlik birimiyle irtibatta olarak karşılıklı ortak bir dil geliştirmek önemlidir. Çabalarınız işe yaramazsa, mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekir.

 

Okul Fobisi Önlenebilir mi?

 

Okul fobisinde (diğer pek çok psikolojik problemde olduğu gibi) temel amacımız, bu problemi  oluşmadan önleyebilmektir.. Bunun için atılması gereken basit ama etkili adımlar vardır:

  • Çocuğunuzun, doğduğu günden itibaren kendi başına bir birey olduğunu aklınızdan çıkamayın. Ona kendini, dünyayı keşfetme olanağı tanıyın. Bu sayede kendi ilgi alanlarını, yeteneklerini ve zayıf yanlarını keşfetme şansı olacaktır.
  • Çocuğunuz okula başlamadan önce, onunla okul hakkında sohbet edin. Mümkün olduğunca olumlu ve kısa cümlelerle okul yaşantısı hakkında bilgi verin. Unutmayın ki bu onun ilk okul deneyimi. Onu neyin beklediğini bilmezse kaygı duyma olasılığı artacaktır.
  • Size sorduğu soruları geçiştirmeyin. Hayal dünyaları bu yaşlarda çok geniş olduğundan okul hakkında size saçma ya da anlamsız gelen birtakım fikirleri olabilir. Bunları dikkatle dinleyip anlayacağı dilde açıklamalarda bulunmanız içini rahatlatacaktır.  Çocuklar, anne babalarının sözlerine inanırlar. Onlara okulun güvenli ve faydalı bir yer olduğuna dair güvence vermeniz önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, abartıya kaçmamaktır. Gün içinde 3-4 kere “Okul çok güzel. Çok seveceksin” tarzında cümleler kurulması, tam ters etki yaratabilir.
  • Yapı olarak kaygılı biriyseniz, mümkün olduğunca okulla ilgili kaygılarınızı çocuğunuza yansıtmamanız gerekmektedir. Çocuklar, sözel mesajları olduğu kadar sözsüz iletişim mesajlarını da çok kolay algılar ve içselleştirirler. Kaygılı yüz ifadeniz, jestleriniz olduğu sürece ne kadar olumlu açıklamalar da yapsanız boşa gider.
  • Çocuğunuza ufak ufak sorumluluklar verin. Okula başladığında bazı işlerini kendi başına yapması gerekecek. Bunları evde öğrenirse okulda kendini yetersiz hissetmeyecektir. Örneğin ellerini tek başına yıkaması, ayakkabılarını tek başına giyip çıkarması (Okul öncesi çocuklara bağcıksız ayakkabı alınması gerekir. Henüz parmak kasları bağcık bağlayacak kadar gelişmemiş olduğundan başarısız olacaktır. Başarısızlık kaygıya yol açabilir), çantasını yanına almayı unutmaması gibi kendi başına düşünüp yapması gereken bazı sorumlulukları okula başlamadan öğrenmesi kendine güvenini artırır. Bazı anne babalar, söz konusu sorumluluk vermek olduğunda çocuklarının henüz çok küçük olduğunu, bu gibi işleri tek başlarına yapamayacaklarını düşünmektedirler. Bu nedenle çocuğa fırsat vermeden hepsini kendileri yaparlar. Oysa iki yaşında bir çocuk kendi ayakkabılarını biraz destekle, 3 yaşındaki çocuk ise tek başına giyip çıkarabilir. Yeter ki bunu yapması için onu teşvik edin, nasıl yapılacağını öğretin ve ona zaman tanıyın. Aynı şekilde, çocuklarının tek başına çatal kaşık kullanamayacağını düşünen veliler çoğunluktadır. Onlara çocuklarının okulda her öğünü tek başına yediğini söylediğimizde oldukça şaşırmaktadırlar. 2 yaştan itibaren eğer bedensel ya da zihinsel bir hastalığı yoksa, çocuklar tek başlarına kaşık çatal tutabilmektedirler. Yetişkinler kadar becerikli olmasalar da yemeklerini tek başlarına yiyebilirler.
  • Çocuğunuzu sevdiğinizi, ona inandığınızı her fırsatta hem sözlerinizle hem davranışlarınızla belli edin. Ufak hatalar yapmasına izin verin. Yaptığı hatalar üzerine konuşmaktan çekinmeyin. Kızmak yerine açıklama yapmayı alışkanlık edinin.